ANNELERİN PENCERESİNDEN - Blogcu - Sayfa 3




ANNELERİN PENCERESİNDEN

Ana Sayfa Profilim Arşiv


Hakkımda

annelerin mekanı


Kategorilerim



Yazılarım

YENİ ADRESİMİZ
Ameliyatsız, yara izsiz saç ekme dönemi
VARİKOSEL NEDİR?
Erkeklerde erken yaşta damar tıkanıklığı artıyor
ÇİN PİLAVI


Arkadaşlarım

haticeozkan
yildizperisi76
putri
yusufunalemi
dnaharikasi
annelerimizvemelekleri
hayatimardam
melisoztas
btunguc
ersoyum
zeynepvesude
yasamdanhersey
melisnet
ivedi


Bağlantılarım

* SİTEMİZ
* hayatım ardam
* ersoyum
* melis naz


Ziyaretçilerim











Bannerim











Dost Siteler

Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
putri


Eğlence




TÜP BEBEK NEDİR?


Çiftin her ikisine ait üreme hücreleri elde edildiğinde laboratuar ekibi in-vitro yani vücut dışı koşullarda döllenme işlemini gerçekleştirmektedir.

Bu yöntemde erkek ve kadın üreme hücreleri vücut sıcaklığındaki uygun bir ortamda 48 saat bekletilmektedir. Bu sürede elde edilen yumurtaların yaklaşık yarısında döllenme oluşmaktadır. O zaman bu döllenmiş yumurtalar embriyo (cenin) olarak adlandırılmakta ve son hedef olan kadın rahmine yerleştirilmektedir. Embriyolar rahim içerisine rahim ağzından ince bir kateter ile yerleştirilmekte ve bu işlemler sonucu kadınların yaklaşık %50’sinde gebelik oluşmaktadır. Ancak bu gebeliklerin bir kısmı düşük ile sonlanmakta ve tedaviye giren çiftlerin uygulama başına yaklaşık % 40’ında çocukları olabilmekte, bu oran birçok uygulama sonucu % 70-80''lere çıkabilmektedir. Geri kalan % 20-30''luk grup modern tıbbın bütün olanaklarına rağmen günümüzde çocuk sahibi olamamaktadırlar.

Genel Bilgiler

Tüp bebek, klasik yöntemler ile gebe kalamayan kadınlarda uygulanan bir tedavi şekli olup, erkek (sperm) ve dişi (yumurta) döl hücrelerinin laboratuar koşullarında birleştirilmesi sonucunda oluşan embriyoların, rahme transferi ilkesine dayanır. Laboratuar koşullarında gerçekleştirilen döllenme, kendiliğinden (in vitro fertilizasyon) ya da insan eliyle, tek yumurta içine tek sperm verilmesi ile (mikroenjeksiyon) sağlanır.

Tüp bebek, önceleri enfeksiyon veya cerrahi işlem sonucunda tüplerinde kalıcı hasar oluşan kadınlarda uygulanmaya başlanmış, kısa bir süre sonra ise, kısırlığa yol açan diğer nedenlerin tedavisinde de kullanılır olmuştur. Bugün, endometriosis, nedeni açıklanamayan kısırlık olguları ve erkeğe bağlı kısırlıkta tüp bebek yöntemleri ile başarılı sonuçlar alınmaktadır. Özellikle son yıllarda uygulanmaya başlanan mikroenjeksiyon, sperm sayısının çok düşük olması ve hatta menisinde hiç sperm olmamasına karşın, testisinde sperm bulunan erkeklerin tedavisinde bir devrim olarak nitelendirilmektedir.

Tüp bebek yöntemlerinde kadının yumurtalıklarının uyarılması, çeşitli ilaçlarla (HMG: Humegon, Pergonal, Menogon veya FSH: Metrodin, Follegon) sağlanır. Yumurtalıkların uyarılmasının amacı, embryo oluşturmaya aday çok sayıda yumurta elde etmektir. Çok sayıda embryonun rahim içine yerleştirilmesinin (embriyo transferi) gebelik şansını artırdığı gösterilmiştir (gebelik oranları, bir embriyo yerleştirildiğinde yaklaşık %10, üç embriyo yerleştirildiğinde ise %40-50 civarındadır).


Tarih: 11:00, 30/10/2008 Kategori: tup bebek
Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı

Sık Görülen Hastalıklar

PAMUKÇUK
Bebeğinizin ağzında beyaz birşeyler gördünüz ve bunların süt kalıntısı olduğunu düşündünüz ama temizlemeye çalıştığınızda kanamaya başladı. Bu demektir ki sizde ve bebeğinizinde mantar enfeksiyonu dolaşıyor. Pamukçuk olarak bilinen bu mantar hastalığı bebeğinizin ağzında sorun oluştursada, aktivitesi daha önceden doğum kanalında monilyal (Monilia sınıfı mantar) enfeksiyon olarak başlamıştır ve bebeğinizin bu enfeksiyonu aldığı yerde orasıdır. Bu enfeksiyonun etkeni Kandida Albikans adlı bir mantardır ve bu organizma normalde ağız ve vajinada yaşar, hatta kadınlarda sık vajinal akıntı sebebidir. Vücutta yaşayan diğer faydalı mikroorganizmalar genelde bunu kontrol altında tutar ve bir problem çıkmaz. Fakat denge bozulduğu zaman (hastalık, antibiotik kullanımı, hormonal değişiklikler, gebelik) mantar için uygun olan ve enfeksiyon semptomlarına neden olan koşullar oluşur. Pamukçuk bebeğin yanaklarının iç tarafında ve bazen de dilde, damakta ve dişetlerinde peynire veya lora benzeyen çıkıntılı beyaz lekeler şeklinde görülür. Kabuklar kalktığında altından kırmızı bir bölge çıkar ve kanama yapabilir. Pamukçuk en çok yenidoğanlarda görülür fakat bazen daha büyük bebeklerde de görülebilir; özellikle antibiotik verilen bebeklerde bu enfeksiyon oluşur. Pamukçuktan şüpheleniyorsanız hemen doktorunuza danışın. Bu enfeksiyonun etkisi tehlikeli değildir ancak ağrı oluşturur ve bebeğin beslenmesini aksatabilir.

SARILIK
Yenidoğanların birçoğu ikinci veya üçüncü günde sarılaşmaya başlar. Kafadan başlayan ve ayak parmaklarına kadar yayılan sararma kandaki biluribinden kaynaklanır ve gözlerin beyaz kısımlarını bile tutabilir. Oksijen taşıyan kırmızı kan hücrelerinin normal yıkım ürünlerinin sonuncusu olan biluribin genelde kan dolaşımından uzaklaştırılır, karaciğerde işlemden geçirildikten sonra böbrekler kanalı ile atılır. Ancak yenidoğanlar olgunlaşmamış karaciğerlerinin kaldıracağından fazla miktarda biluribin üretirler. Sonuç olarak biluribin kanda birikir ve normal veya fizyolojik dediğimiz sarılığı oluşturur. Fizyolojik sarılıkta sararma bebeğin yaşamının ikinci veya üçüncü gününde başlayıp ve bebek bir haftalık veya on günlük olduğunda azalır. Böbrekleri daha az olgunlaşmış olan premature bebeklerde sararma daha da geç başlar (genelde 3-4. günde) ve daha uzun sürer. Fizyolojik sarılık daha sık oğlan bebeklerde, doğumdan sonra çok kilo kaybeden bebeklerde, anneleri diabetik olanlarda veya yapay sancı ile doğurulan bebeklerde görülür. Bazen doktor fizyolojik sarılığı olan bebeği gözlem ve tedavi amacı ile bir süre hastanede tutmak isteyebilir. Çoğu zaman, biluribin düzeyleri gittikçe azalır ve bebek problemsiz evine döner. Patolojik sarılık yani ciddi bir hastalığı ifade eden sarılık nadir görülür. Fizyolojik sarılıktan daha geç yada doğuşta görülür ve kan biluribin düzeyleri çok yüksek seyreder. Doğumda yada ilk günlerde görüldüğünde kan gurubu uyuşmazlığından (anne ve bebeğin Rh faktörleri farklı) kaynaklanan hemolitik hastalığı gösterir. Daha sonra (genelde doğumdan sonraki iki hafta içinde) görülen sarılık karaciğerin çalışmasındaki bozukluktan kaynaklanır. Patolojik sarılık genelde kalıtsal olan kan veya karaciğer hastalığı gibi nedenlerle ve intrauterin (rahimiçi) ve yenidoğan enfeksiyonları ile oluşabilir. Anormal derecede yüksek biluribin düzeylerini normale getirmek için uygulanacak tedavi bu maddenin beyinde birikerek kernikterus adlı bozukluğun önlenmesini sağlar. Kernikterus ciddi bir hastalıktır ve beyin hasarı, hatta ölüme yol açabilir. Hafif fizyolojik sarılık genelde tedaviye ihtiyaç duymaz. Daha ağır olgular UV ışığının kullanıldığı fototerapiyle etkili bir biçimde iyileştirilir. Tedavi sırasında gözleri ışından zarar görmemesi için kapatılır ve vücutları çıplaktır. Ayrıca çok fazla sıvı kaybettikleri için bebeğe dışardan sıvı verilir. Patolojik sarılığın tedavisi nedenine göre yapılır fakat bunda da fototerapi, kan transfüzyonu ve ameliyattan faydalanılabilir. Ayrıca biluribin (sarılığa neden olan ve kanda biriken madde) üretimini engelleyen ilaçda tedavide kullanılabilir. Daha büyük çocuklarda sarılık kansızlık, karaciğer enfeksiyonu veya karaciğerin yeterli çalışmadığını gösterir ve mümkün olduğu kadar çabuk doktora başvurmalıdır.

GÖZDEKİ AKINTILAR
Doğumda bebeğin gözüne bulaşan kan yada vücut sıvıları, sıkça görülen hafif bir göz iltihabına neden olabilir. Bebeğiniz doğumdan iki gün sonra da uykudan kirpikleri birbirine yapışmış ve gözpınarlarında sarımsı beyaz bir akıntı ile uyanıyorsa ve bu akıntı iki-üç gün geçmiyorsa sebebi konjuktivit (göz iltihabı ) olabilir ve doktorunuza danışmanız gereklidir. Doğumdan hemen sonra bir iki gün içinde böyle hafif sarımsı akıntı enfeksiyondan çok hastanelerde bebeğin gözüne damlatılan ve bebekte gonokok enfeksiyonu gelişmesini(bebek genelde bunu doğumda anne rahim ağzından geçerken alır.) önlemek için kullanılan gümüş nitrat adlı ilacın sonucudur. Daha önce önemli körlük nedeni olan gonokok enfeksiyonu bu tedavi ile tamamen ortadan kaldırılmıştır. Gümüş nitratlı damlalar bebeğin gözüne damlatıldığında her beş yenidoğandan birinde, doğumdan sonraki 4-5.günde ortadan kaybolan ve şişme ve gözde sarımsı akıntı ile karakterize olan kimyasal konjuktivit oluşur. Şişme ve akıntı düzelmiyor ise durumu hemen doktorunuza bildirin çünkü sebep başaka bir mikroorganizmanın sebep olduğu konjuktivit olabilir ve bu durumda antibiotikli bir göz damlası yada merhemi kullanmanız gerekecektir. Bebeğinizin göz bakımını yaparken kaynatılıp ısıtılmış bir su ile gözünü bir pamuğun yardımı ile günde iki kez temizleyin.
Gözünü gözpınarından dışarı doğru silin. Her göz için ayrı ve temiz bir pamuk kullanın.

SOĞUK ALGINLIĞI VEYA ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONU (ÜSYE)
Soğuk algınlığı bebekler ve çocuklar arasında en çok rastalanan hastalıklardan biridir. Genelde sanılanın tersine soğukta kalmak yada üşütmekle olmaz. Boğaz ve burunda gelişen bir enfeksiyondur ve etkeni genelde virüsler olan bulaşıcı bir hastalıktır.
Akciğerlerin yada kulakların etkilenme tehlikesi olduğu için bebeklerde ve çocuklarda görülen soğuk algınlığı daha ciddiye alınmalıdır. Çocuğunuzda sıradan grip belirtilerinin yanında kırmızı lekeler de çıkarsa kızamık yada kızamıkçık çıkarıyor olabilir. Bu hastalığın belirtileri akan bir burun, hapşırma, burun tıkanıklığı, ateş, halsizlik, iştah kaybı ve kuru bir öksürüktür. ÜSYE bütün bir yıl boyunca görülebilir ve sebebi bilinen 100 virüsten biridir.

Genelde el teması veya hava teması ile geçer. Hastalık genelde üç ile on gün arası sürer, ancak küçük bebeklerde daha uzun sürebilir. Bilinen kesin bir tedavi yoktur ama aşağıdaki yöntemler uygulanır:
• Bebeğin burun içi temizliğinin yapılması,eğer sert ise önceden serum fizyolojik damlatılıp yumuşatılması gereklidir.
• Ortamın havasındaki nemin arttırılması faydalıdır. Bu hem burun tıkanıklığını önler hem de bebeğin daha rahat nefes almasını sağlar.
• Bebeği sırtüstü değilde yüzükoyun uyutun. Bebeğin daha rahat nefes almasını sağlamak için yastık veya benzeri şeyleri yatağın altına koyarak başının bir miktar havada kalmasını sağlayın.
• Burun tıkanıklığını açıcılar (dekonjestan) doktorun tavsiye ettiği şekilde kullanılabilir.
• Vazelin türü ürünler burun dışına, alt taraflara ve çevresine tahrişleri ve deri kızarıklıklarını önlemek için sürülebilir.
• Öksürük ilaçları sadece uykunun bölünmesine neden olan kuru öksürükler için kullanılmalıdır. Öksürük giderici bir ilaç hiç bir zamandoktor reçetesi olmadan kullanılmamalıdır. Antibiotiklerde başka bir mikrobik durum ortaya çıkmadıkça soğukalgınlığında bir fayda sağlamaz.

Bebeği beslerken de şunlara dikkat etmelisiniz:
• Eğer sizde gripseniz bebeğe virus sütünüz ilede geçmiş olabileceğinden doktorunuza danışarak bir süre bunu azaltabilirsiniz.
• Sıvı gıdaların çok miktarda verilmesi ateş ve burun salgıları ile kaybedilen sıvıyı yerine koyacağından faydalıdır.
• Bebek yeteri kadar C vitamini olan gıdalar almalıdır.

Soğuk algınlığı bazen bebeklerde kulak enfeksiyonlarına veya bronşite neden olabilmektedir. Bu bebeğinizin ilk soğukalgınlığı ise; bebeğiniz üç aylıktan küçük ve ateşi 38 derecenin üzerinde ise; eğer ateşi aniden çıkar ve iki günden uzun sürer ise; kuru öksürük iki günden fazla devam ederse; bebeğiniz uyuyamaz ve beslenemez durumda ise; nefes alma zorluğunu dışardan hissediyorsanız; koyu yeşilimsi bir sümük oluşuyorsa; kulaklarını çekiştirerek aşırı bir biçimde ağlıyorsa bebeğinizi hemen doktora götürmeniz gereklidir.

KABIZLIK
Bu sorun anne sütü ile beslenen bebekler kabızlık çekmedikleri için, anne sütüne alternatif gıda ile beslenenlerde daha sık görülür. Hastalığın belirtileri; seyrek dışkılama ve sertliğinden dolayı zorlanma; anüs bölgesinde sert dışkı nedeni ile çatlaklar ve kanlı dışkı; karın ağrısı ve huzursuzluktur. Kabızlık özellikle kışları meyve az tüketildiğinde daha sık görülür. Kabızlığın nedeni az çalışan bir sindirim sistemi; çeşitli hastalıklar, yetersiz lifli gıda tüketimi olabilir. Anne sütü ile beslenenlerde pek rastanmamasına rağmen, belirtiler görüldüğünde hemen doktora bildirilmelidir. Arasıra ortaya çıkan kabızlıklar beslenme alışkanlığının yeniden düzenlenmesi ile düzelebilmektedir. Özellikle küçük bebeklerde bazı vücut egzersizleri fayda sağlayabilir (bebeğiniz dışkı zorluğu çektiği zaman sırt üstü yatırarak bisiklet çevirme hareketi yaptırmaya çalışın.). doktorun tavsiyesi olmadan kesinlikle hiçbir ilaç vermeyin.

İSHAL
Bu sorun anne sütü ile beslenenlerde oldukça az rastlanan bir durumdur. Çünkü anne sütünde bulunan maddeler ishali oluşturan mikroorganizmaların oluşmasını büyük ölçüde engeller.
İshalin belirtileri; sık sulu dışkılama; dışkının sıklığının ve miktarının artması; sümüksü dışkı ve bazen de kusmanın birlikte görülmesidir. İshal her mevsimde olabilir ancak yazları taze meyve tüketimi daha fazla olduğundan daha sık görülür.
İshalin sebeplerini şöyle sıralayabiliriz:
• Hastalık
• Diş çıkarma
• Belirli gıdalara karşı olan hassasiyet
• Gerğinden fazla meyve ve meyvesuyu (özellikle elma ve üzüm) tüketimi
• Gastrointestinal enfeksiyon (bağırsaklarda mikrobik enfeksiyon gelişmesi)
• Antibiotik tedavisi (antibiotik tedavisi sırasında bebeğe yoğurt yedirilmesi içerdiği canlı kültürler nedeni ile onu ishalden koruyabilir.)

Nedenlere bağlı olarak ishalin tedavisi değişmekle beraber en yaygın ishal tedavisi diyet ile yapılanıdır. Bazen doktor ilaç önerebilir. Kesinlikle ishal olan bir bebeğe doktorun onayı olmadan ilaç uygulanmamalıdır, aksi takdirde bebeğin sağlığını tehlikeye atabilirsiniz. Bebeğin altını tahrişten korumak için her dışkılamadan sonra değiştiriniz ve her değiştirmede pişik merhemi sürünüz. Bebek çok küçükse ve ağır bir ishal olduysa sıvı tedavisi için hastaneye yatırmak uygun olur. İshalde birçok durumda mama yada annesütü vermeye devam etmenizen iyi yöntemdir. İshalli bir bebek geçici olarak laktoza (inek sütünde bulunur) karşı dayanıksız olduğundan laktoz içermeyen bir gıda rejimi önerilir.
Şu tavsiyelere uymanızda fayda vardır:

• İshal nedeni ile oluşan sıvı kaybını önlemek için en azından iki saatte bir 50-60 ml sıvı verilmesi gerekir. Anne sütüne veya hazır mamalara ilave olarakhemen her eczanede bulunan ishal için hazırlanan bir rehidrasyon karışımı tavsiye edilir. İki veya üç dakikada bir bir kaşık, bardak veya biberon ile birkaç yudum verilmesi uygundur. Bebeğe kesinlikle tatlandırılmış yiyecekler, yapay meyve suları vermeyin.
• Eğer bebek düzenli bir şekilde alıyorsa katı yiyeceklere devam edebilirsiniz. Bebek ne kadar sık beslenirse ishalin etkisi o kadar az olur. Muz püresi, pirinç, patates ve makarna gibi nişastalı gıdalar iyi seçim oluştururlar.
• Eğer kusmada varsa katı gıdalar kusma durana kadar verilmemelidir. Ancak süzülmüş ve seyreltilmiş meyve suları verilebilir. Biraz daha büyük bebekler için sulandırılmış meyve suyu ile karışık gazoz verilebilir.
• Genellikle iki veya üç gün sonra dışkı normale dönmeye başladıktan sonra doktorunuz artık normal beslenmeye dönebileceğinizi tavsiye edecektir ancak yinede bir kaç gün daha süt ve süt içeren katı gıdaları kısıtlı tutmaya dikkat edin.

Bir veya iki kere sulu dışkı pek önemli değildir ama bunun devam etmesi; beraberinde ateş ve kusmanında görülmesi, bebeğin iştahsız olası durumunda bir doktora başvurmanızda fayda vardır.


Tarih: 00:42, 30/10/2008 Kategori: _ocuklarla ilgili hersey
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Bebeklere Bakmanın ve Sağlıklarını Korumanın Püf Noktaları Neler

01- Bebekler yetişkinlerin ilgisine muhtaçtır, bu doğru. Ancak en yakınlarını bile sürekli başında istemez, dinlenip uyuma ihtiyacı vardır.

02- Ağlayan bir bebek cevap ister. Üstelik ne kadar küçükse cevap verme süreniz o kadar kısa olmalıdır. İlginiz onu şımartmaz, bebeğe onu sevdiğinizi ve anladığınızı gösterir.

03- Bebek gaz sancısıyla ağlıyorsa, bacaklarını bedenine doğru çekmeniz iyi sonuç verir. Her bacağı dönüşümlü olarak bükerek gövdesine hafifce bastırmanız fazla gazın dışarı çıkmasını sağlar.

04- Bebeği uyumadan beşiğine yatırırsanız, uykuya daima ve derin uyuma konusunda problemlerin çıkmasını önlemiş olursunuz.

05- Geceleri mamasını loş ışıkta yedirirseniz gece ile gündüz arasındaki farkı öğrenir.

06- Geceleri zorunlu olmadıkça altını açmayın. Çünkü bez değiştiriken bebeğin uykusu dağılır ve bu her gece tekrarlanırsa, alışkanlık haline gelir ve her gece aynı saatte bebek uyanır.

07- Gündüzleri bebeğinizin uyuduğu odayı tamamen karartmayın ve bebek uyuyor diye parmaklarınızın ucunda yürümeyin. Işığa ve sese alışmasını sağlayın.

08- Bütün gece deliksiz uyumuyor diye üzülmeyin. Bebekler yetişkinlerin sandığından daha az uyur. 24 saat içindeki uyuma süreleri 12 ile 18 saat arasında değişir.

09- Bazı bebekler soğuk beşiğe yatırıldıklarında ürperirler. Bu nedenle bebeği yatırmadan önce beşiği sıcak su torbasıyla ısıtın.

10- 4 aydan itibaren bebeğinizin gece beslenmesine son verin. Eğer uyanırsa su ya da çay vermeniz yeterlidir.

11- Daha yaşamın ilk haftalarında kendi kendine uyumaya alıştırın ve bunu bir sisteme bağlayın. Bebeği beşiğine yatırdıktan sonra bir ninni ve masalla kendi kendine uyumasını sağlayın.

12- Bebeği gündüzleri uykusuz bırakmak, geceleri rahat uyuyacak anlamına gelmez. Aksine gündüz birçok izlenim edinmiş yorgun bir bebek, geceleri de kötü uyur.

13- Yeni doğan bebeklerin mideleri çok küçüktür, çok az süt içebilirler. Bu nedenle ilk haftalarda saat başı beslenmeleri gerekir.

14- Çok kusan bir bebeği yatırarak değil mümkün olduğunca oturtarak doyurun.

15- Kusma lekeleri gerçekten kötü kokar. Bir fincan su ve bir tatlı kaşığı karbonat karışımıyla sildiğiniz lekelerin hem kokusu hem de izi kalmaz.

16- Emzik arada verilirse bile bebeği anne memesinden soğutabilir.

17- Bebeğin gece boyu uyuması annenin lehinedir ama süt üretimi açısından olumsuz etki yapar. Bu nedenle bebeği uyandırıp emzirin.

18- Emziren annelerin mutlaka uyması gereken iki nokta var: Bol bol sıvı almak ve dinlenmek.

19- Meme emerken uykuya dalan bir bebek ya aç değildir ya da tamamen uyanamamıştır. Uyanması için bebeğin altını emzirmeden önce değiştirin. (Akşam gazetesinden "İnci" ekinden; çocuk ve anne: Pınar Aydın. 2.6.1998 Salı)

Evet buraya kadar bebeklerin bakımınıiçeren püf noktaları özetle sıralamaya çalıştık, şimdi de bebekleri sağlıklı yaşatmanın püf noktalarını sıralayalım: Tıp her geçen gün inanılmaz gelişmelere ve değişmelere sahne oluyor. İnsanların hayat kaliteleri ve yaşam serüvenleri müsbet manada-iyileşme arzederken öte yandan da özellikle çaresi çabuk bulunabilir hastalıklar sebebiyle yıllar boyu milyonlarca bebeğin yaşamını yitirdiğine şahit oluyoruz.

"Dünya sağlık örgütü ve UNİCEF'in istatistiklerine göre gelişmiş ülkelerde her bin bebekten 4'ü, Türkiye de ise her bin bebekten 40'ı ölüyor. Türkiye'deki bebek ölüm oranının Avrupa ülkelerine göre 10 kat fazla olması dikkati çekiyor. Uzmanlar her yıl sıfır yaş grubundaki 57 bin bebeğin öldüğünü belirtiyorlar. Bebeklerin başlıca ölüm nedenleri arasında, solunum yolu enfeksiyonu, ishal ve beslenme bozuklukları geliyor. Her yıl bin dörtyüz kadın da doğum sırasında oluşan problemler yüzünden yaşamını yitiriyor."

Şişli Etfal Hastenesi 1. Çocuk Kliniğinde görev yapan Prof. Dr. Asiye Nuhoğlu, bebekleri yaşatmak için son derece basit, ama değerli 7 kuralı öneriyor ve bu mevzuda bizi bakın nasıl bilgilendiriyor:

1- Bebeklerin büyüme ve gelişmesi hekim tarafından düzenli olarak izlenmeli.
2- Anne sütü yaygınlaştırılmalı.
3- Bebek aşıları tam ve usulüne uygun yapılmalı.
4- İshal durumunda ağızdan tuzlu-şekerli sıvı verilmeli.
5- Aile planlamasına (bakabilme ve maddi-manevi sorumluluklarını nazara alabilme bakımından) önem verilmeli.
6- Anneler eğitilip (mutlak surette) bilgilendirilmeli.
7- Beslenmenin önemi (bütün yönleriyle, annelere) anlatılmalı.

Bu kuralların eksiksiz uygulanması halinde bin'de 40 olarak tespit edilen bebek ölümünün bin'de 20'ye ineceğini de ifade ediyor Prof. Dr. Asiye Nuhoğlu. Ayrıca; anne sütünün yaygınlaştırılmasının çok önemli olduğunu da belirterek, "Bebek doğar doğmaz ilk yarım saatte süt verilmelidir. İlk 6 ayda su dahil ilave gıda verilmelidir. Anne bebeği sık sık emzirmelidir. Tüm bu şartlar gerçekleşirse anne sütü vermenin anlamı olur" diyor.

Tarih: 00:29, 30/10/2008 Kategori: bebek
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

BEBEĞİ SAĞLIKLI UYUTMANIN PÜF NOKTALARI

Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ve Neonatoloji Uzmanı Prof. Dr. Şükrü Küçüködük, bebeklerin ölüm riskine karşı sırtüstü yatırılarak uyutulması gerektiğini söyledi.

Prof. Dr. Şükrü Küçüködük, bebeğin uyku ortamının nasıl olması, ne kadar uyuması ve uyku problemlerinin nasıl çözümlenmesi gerektiği konularında bilgi verdi. Bebeklerin 3 aylık olana kadar tekerlekli bebek arabasına takılabilen, gerektiğinde evden dışarıya çıkıldığında kenarlarında tutacakları olan taşınır bebek yatağında ya da beşikte uyuyabileceğini belirten Küçüködük, "Üçüncü aydan 3 yaşına kadar kullanılan bebek karyolalarında koruma çubuklarının aralıkları kol ya da bacakların sıkışmaması için 2.5 santimden dar, bacakların da dışarı sarkmaması için 6 santimden geniş olmamalıdır. Yatak altlığıyla korkulukların tepesi arasında en az 60 santim yükseklik bulunmalıdır. Bebeğin yatağı karyolaya tam oturmalı, bebeğin kolunu, bacağını ya da başını sıkıştırabilecek kadar boşluklar olmamalıdır" dedi.
Bebeğin yatağının pamuklu kumaşla kaplanması ve çok yumuşak olmaması gerektiğine dikkat çeken Küçüködük, yüzüstü dönmesi durumunda havasız kalmasını önleyecek Hava delikleri bulunmasının da önemine işaret etti.

"BEBEKLER SIRTÜSTÜ YATIRILARAK UYUTULMALI"

Yatak takımlarında sentetikten kaçınılması, yeni doğan bebekler için onu sıcaktan bunaltmayacak pamuklu örtüler ve ince battaniyeler kullanılması, bir yaşından sonra ise hafif ve Sıcak tutan bir yorgan seçilmesi gerektiğine değinen Küçüködük, "boğulma tehlikesine karşı bebekler en azından 2 yaşına gelene kadar yastık kullanılmamalıdır. Ani bebek ölümlerine karşı bebekler sırtüstü yatırılarak uyutulmalıdır" diye konuştu.

Bebeği huzursuz edebileceği için aşırı sarıp sarmalanmaması, oda ısısının ılık olmasının (18-20 santigrat derece) önemini anlatan Küçüködük, imkan varsa bebek odasına gece lambası ve oturulan odadan bebeğin rahatça kontrol edilebileceği bebek alarmı takılmasının gerekliliğini dile getirdi. İlk günlerde gece-gündüz kavramı gelişmediği için bebeklerin gelişigüzel saatlerde uyuduğunu, aylar geçtikçe uyku saatlerinin geceye kayacağını kaydeden Küçüködük, "Annelerin doktorlara en çok sorduğu sorulardan biri bebeğin ne kadar uyuması gerektiği konusudur. Çocuk doyurulduğu, Gazı çıkarıldığı, sessiz ve ısısı ayarlanmış bir ortamda yatırıldığı sürece ihtiyacı olacak uyku süresi kadar uyur. Bebekler genellikle sorunları yoksa bir emzirmeden diğerine kadar uyku hallerini sürdürür. Çocuk büyüdükçe uyku ihtiyacı da azalır. 6 aylık bir bebekte günlük uyku süresi çocuktan çocuğa değişmekle beraber toplam 15 Saat, 1 yaşında ise 14 Saat kadardır. Her çocuğun kendine göre bir uyku düzeni vardır. Uyku genellikle günün aynı saatlerine rastlar. Bebekler ilk yaşın sonlarına doğru öğle öncesi ve öğle sonrası olmak üzere iki kez uyur. Gündüz uyku alışkanlıklarının 2 Saati geçmemesine dikkat etmek gerekir. Bebeğin uykusu bu süreyi aştığında gerekirse dikkatlice uykudan uyandırılmalıdır" şeklinde konuştu.

"ANNE ÇOCUĞUNU KOYNUNA ALMAMALI"

Bir yaşını tamamlayan çocukların genellikle gündüzleri 1-2 saat, geceleri ise 12 saat kadar uyuduklarını ifade eden Küçüködük, bu durumun her çocukta farklı olabileceğini hatırlattı. Küçüködük, çocuğa akşamları düzenli olarak aynı Saatte yatağa yatma alışkanlığının kazandırılması gerektiğinin önemini vurgulayarak, "Aksi halde çocukta uyku problemleri başlayabilir. Akşamları uyku alışkanlığının kazanılması için bebeğin Beslenmesinin odasında yapılması sağlanmalı. Uykuyu ceza değil eğlence haline getirmek için 20 Dakikalık bir zaman ayrılmalı, mimikli bir oyun kurgusunun oluşturulması gereklidir. Bunun yanı sıra yatağına sevdiği oyuncaklar ya da sarılarak uyuduğu bir şey varsa o konulmalıdır" dedi.

Bazı çocukların gece yarısı uykudan ağlayarak uyanıp annelerinin yatağına gittiğini kaydeden Küçüködük, bu durumda annenin çocuğu koynuna almaması gerektiğini belirtti. Küçüködük, şunları söyledi:

"Anne çocuğu koynuna almak yerine, onu tekrar yatağına yatırıp, yanında oturarak sırtını sıvazlayıp onu okşaması, sakinleşmesini sağlamaya çalışması daha doğru bir hareket olacaktır. Bu uygulama çocuğun her seferinde annesinin yatağına gitme alışkanlığını kazanmasını da engeller."

Tarih: 00:27, 30/10/2008 Kategori: bebek
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

YENİDOĞAN BAKIMI

Yenidoğan Bebek
Yenidoğan bebeğiniz, dış dünyaya uyum sağlamak için birkaç haftalık bir süreye ihtiyaç duymaktadır .İlk haftarda, ne zaman ne yapacağını önceden kestiremezsiniz. Bazı günler daha aktif, bazen sessiz olacaktır.

Yenidoğan bebek neler yapabilir?
Yenidoğan bebek çok ağlayabilir, huzursuzluk gösterebilir

Solunumu düzensiz olabilir

Aksırabilir, kusabilir

Sık sık irkilebilir

Bebekler birbirine benzemez, her bebeğin farklı karakter özellikleri vardır. Örneğin, bazı bebekler daha sakin, uyumlu olur, gereksinimlerini kolayca tahmin edebilirsiniz. Bazı bebekler ise zordur, beslenme ve uyku saatleri düzensizdir, sakinleştirilmeleri daha zordur.

Emzirme
Kendiniz ve bebeğiniz için sakin, rahat bir yer bulun.

Bebeği, kucağınızda yüzü size dönük olacak şekilde tutun

Meme ucunu bebeğin yanak veya alt dudağına değdirip ağzını açmasını sağlayın ve memeye tutturun

Emerken , sadece meme ucu değil, çevresindeki koyu renkli bölüm de bebeğin ağzı içinde olmalıdır. Aksi halde, emme meme başında çatlaklara yol açar ve canınız yanar.

Emzirme bittiğinde, bebek memeden ayrılmıyorsa, ağzına küçük parmağınızı vererek meme başını bebeğin ağzından çıkarın, böyle yapmazsanız canınız yanabilir.

Her emzirmede, bebeğin önce bir taraftaki sütü bitirmesini sağlayın, daha emmek istiyorsa öteki memeden verin.

Yenidoğan bebek, 24 saatte 8-12 defa, yani 2-3 saatte bir , emmek isteyebilir Ama, korkmayın, bu sıklık giderek azalacaktır!

Emziren annenin meme başlarının temizliği için su kullanması yeterli olacaktır.

Emzirmeler arasında, göğüslerden süt akabilir, meme başlarını kuru tutmak için ped kullanmak gerekecektir

Göğüsler şiş ve ağrılıysa ne yapmak gerekir?

Bebeği daha sık emzirin

Ilık bir duş alın veya göğse ılık havlu uygulayın

Göğüste hasasiyet, kızarıklık varsa, grip olmuş gibi hisediyorsanız, doktorunuzu arayın

Gaz Çıkarma
Bebeğin emerken yuttuğu havayı çıkarması, onu rahatlatacaktır. Emzirmenin ortasında ve sonunda gazını çıkarmak uygun olur, çünkü yuttuğu hava bebeği rahatsız ederek daha fazla emmesine engel olabilir.

Gazını çıkarmak için, bebeği omzunuzun üstüne veya kucağınıza yatırın veya kucağınızda oturtun, usulca sırtına vurun veya sırtını sıvazlayın.

Çoğu bebek, gaz çıkarırken emdiğinin bir kısmını da çıkarabilir. Bu gerçek bir kusma değildir, endişe etmeye gerek yoktur. Sadece kendi giysinizi bir mendille korumanız yeterli olacaktır.

Göbeğin Bakımı
Enfeksiyon gelişimini önlemek için göbek kordonunu temiz tutmak gereklidir. Bunun için; her bez değişiminde, alkol veya doktorunuzun önerdiği başka bir antiseptik solüyona batırılmış bir kulak temizleme çubuğuyla kordonun özellikle tabanını silmelisiniz. Bu işlem, bebeğin canını yakmaz .

Göbek düşene kadar, bebeğin bezini göbek kordonu dışarda kalacak şekilde aşağıdan bağlayın. Bebeği suya sokarak banyo yaptırmayın, sadece silin.

Alt Bakımı
Yenidoğan bebeğiniz, günde 6-8 bez ıslatabilir ( Neyse ki bu sıklık sonradan azalacaktır ).

Bazı bebekler günde bir kaka yaparken, bazıları her emme sonrası yapacaktır, her ikisi de normaldir.

İlk günlerde koyu yeşil, siyah renkli olan gaita, sonraki günlerde sarı- yeşil, yumuşak kıvamlı bir şekle dönecektir ( Bebeğin yumuşak ve sulu gaita yapması normaldir, ishal anlamına gelmez ) Mama ile beslenen bebekler daha kıvamlı gaita yaparlar.

Bez kirlenince hemen değiştirerek, bebeğinizin altını iyice temizleyerek pişikleri önlemiş olursunuz.


Altında kızarıklık olursa,temizleyerek havada kurutmaya bırakınız. Doktorunuzun önerdiği çinko oksit içeren kremlerden kullanabilirsiniz.

Kız bebeklerde alt temizliğini mutlaka önen arkaya doğru yapın. İlk birkaç hafta beyaz bir akıntı olabilir, bu normaldir.

Erkek bebeklerde, sünnet derisini geriye çekip temizlemeye çalışmayın.

Giyim

Bebeği mevsim koşullarına göre, kendinizin nasıl bir giysiyle rahat edeceğini düşünerek giydirin.

İnce bir tişörtle gezerken,bebeği kışlık battaniyelere sarmayın! Aşırı giydirme ve sarma bebeği huzursuz eder.

Elleri ve aykakları genellikle soğuk olacağından, bebeğin üşüyüp üşümediğini göğüs veya sırtından kontrol edin.

Güvenlik
Yenidoğan bebek bile hareket eder, asla kanape, alt değiştirme masası gibi bir yerde yalnız bırakmayın. Yanından ayrılacaksanız, ya yatağına koyun ya da bebeği de götürün.

Geniş kenarlı bir şapkayla bebeği güneşten koruyun.

Bebeğin yannda sigara içmeyin, içilmesine izin vermeyin . Sigara içimine maruz kalan bebeklerde, solunum yolu ve kulak enfeksiyonları sıklığı artmaktadır.

Bebek kucağınızdayken veya emzirirken asla sıcak içecekler içmeyin.

Yatırırken yüzüstü yatırmayın.

Başka bir küçük çocukla bebeği yalnız bırakmayın.

Boğulmanın önüne geçmek için bebek yatağında yastık, büyük oyuncak, plastik poşet türü şeyler bulundurmayın.

Araba yolculuklarında bebeğin yaş ve kilosuna uygun araba koltuğu kullanın. Yenidoğan bebeğin rahat etmesi için, kenarlardan rulo yapılmış havlularla destekleyebilirsiniz.Araba hareket halindeyken, ağlayan bebeği sakinleştirmek veya emzirmek için koltuğundan almayın, gerekirse aracı durdurun. Asla bebeği tek başına arabada bırakmayın.

Gelişim
Yenidoğanın beş duyusu günden güne gelişmektedir. Başı büyük ve ağırdır, boyun kasları güçsüzdür, desteklenmesi gerekir.

Yenidoğan Bebeğiniz Neler Yapabilir?

Karın üstü yatarken başını kısa süre kaldırabilir.

Oturtulursa başı düşer.

Yaklaşık 20 cm’ lik bir mesafeyi görebilir.

En çok yüzlere ve parlak, kontrast renklere bakmayı sever.

Şiddetli sesleri duyar ve irkilir.

Sesinizi duymaktan hoşlanır, konuşarak onu sakinleştirebilirsiniz.

Tat ve koku alır, hisseder.

Annesinin kokusunu tanır.

Bebeğe Destek Olmak İçin Siz Neler Yapabilirsiniz?

Bütün bebekler sevgi ve sıcaklığa gereksinim duyar. Onu kucaklayarak şımarttığınızı düşünmeyin! Sık sık kucaklayın, sarın, sevginizi gösterin.Gereksinimlerini zamanında karşılayarak temel güven duygusunu geliştirin. Ağlayınca karşılık gören, sıkıntısı giderilen bebek hayata güvenli bir başlangıç yapacak, özgüven geliştirecektir.

Tutarken elinizle başını destekleyin.

Yüzünüzü görebilmesi için bebeği yakın tutun.

Ona parlak, kontrast renkli cisimler gösterin.

Onunla konuşun, ninniler, şarkılar söyleyin.

Uyku
Bebeklerin uyku düzenleri farklılık gösterir. İlk aylarda genellikle günde 15-18 saati uykuda geçirecektir.

4 saatte 30 dakika kadar uyanık olabilir.

Gece ve gündüz farkını bilmez ( Anne ve babalar için en kötü haber ! )

Zamanla belli bir uyuma ve uyanma düzeni oluşacak, gündüzleri 1-3 saat kadar, geceleri 3-6 saat kadar uyumaya başlayacaktır.

Bebek uyurken yan veya sırtüstü yatırılmalıdır.

Bebek gece sık uyanacağından, annenin de gece gündüz demeden, bebek uyurken, en azından dinlenmeye çalışması iyi olur. Bebeğin uykusu sırasında ev işlerini halletmeye çalışan anne, gece de uykusuz kalırsa bu tempoya dayanması güç olacaktır.

Gece ve gündüzün farkını anlaması için bebeğe destek olun. Gündüz uyanık olduğunda onunla oynayın, konuşun, uyarı vermeye çalışın.Gece ise mümkün olduğunca sessiz, sakin olun, bebeği fazla uyarmayın, onunla oynamayın.



Ağlama
Ağlama bebeğin sizinle iletişim kurma yoludur, buna üzülmeyin, bebekler ağlar çünkü henüz konuşamazlar!

İlk haftalarda bebekler günde 2-3 saat ağlayabilirler.

Hatta, ilk 6-8 hafta boyunca ağlama giderek artar.

Bazı bebekler uykuya dalmadan önce 10-15 dakika ağlarlar.

Farklı nedenlerle farklı ağlamalar olabilir.Zamanla, bunu ayırt etmeye başlayacaksınız. Ancak her ağlamanın da belli bir nedeni olmayabilir, bazen bebek nedensiz de ağlayabilir.

Bebeğin ağlamasına hemen yanıt verirseniz, sizin yanında olduğunuzu bilecektir.Böyle davranarak bebeği şımartmış olmazsınız.

Yenidoğan bebeğiniz ağlayınca; karnını doyurma, altını değiştirme, kucaklayıp sakinleştirme seçeneklerinin hepsini denediyseniz ve halen ağlıyorsa , bir süre yatağına koyup sakinleşmesini bekleyebilirsiniz. Sakinleşene kadar gözlem altında tutmayı unutmayın. Zamanla hangi ağlamada ne yapmak gerektiği konusunda deneyim kazanıp sizden sonra anne- baba olanlara öğüt vermeye bile başlayacaksınız!


Tarih: 00:25, 30/10/2008 Kategori: bebek
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı
<- Son Sayfa Sonraki Sayfa ->



BLOG DESİNG BY SGM