erkek sağlığı - ANNELERİN PENCERESİNDEN - Blogcu




ANNELERİN PENCERESİNDEN

Ana Sayfa Profilim Arşiv


Hakkımda

annelerin mekanı


Kategorilerim



Yazılarım

YENİ ADRESİMİZ
Ameliyatsız, yara izsiz saç ekme dönemi
VARİKOSEL NEDİR?
Erkeklerde erken yaşta damar tıkanıklığı artıyor
ÇİN PİLAVI


Arkadaşlarım

haticeozkan
yildizperisi76
putri
yusufunalemi
dnaharikasi
annelerimizvemelekleri
hayatimardam
melisoztas
btunguc
ersoyum
zeynepvesude
yasamdanhersey
melisnet
ivedi


Bağlantılarım

* SİTEMİZ
* hayatım ardam
* ersoyum
* melis naz


Ziyaretçilerim











Bannerim











Dost Siteler

Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
putri


Eğlence




Ameliyatsız, yara izsiz saç ekme dönemi

Erkeklerin müzmin sorunlarından biri olan saçsız kalmaya karşı kullanılan saç ekme tekniklerinde önemli gelişmeler var.

Artık yeni tekniklerde saç ekimi, kesmeden, ameliyatsız, yara izsiz yapılabiliyor. En önemlisi yeni saç materyali olarak göğüs, sırt, koltuk altı hatta el ve ayak kıllarından bile yararlanılıyor.

Yılda 800 kişiye tekrar saç kazandıran Transmed Saç ve Kozmetik Cerrahi Kliniği Genel Müdürü Reiner Paeffgen de saç dökülmesi olan erkeklerin artık yara izsiz çözüm sağlayan yeni teknikleri tercih ettiğini belirtiyor.

Saç naklinde geliştirdikleri ameliyatsız teknik FUE'de (Foliküler ünite çıkarma) klasik yöntemde olduğu gibi başın arkasının kesilmediğini anlatan Paeffgen, "Yeni teknikte kafanın arka tarafından ufak bir deri parçası çıkarmaya gerek kalmıyor. 10-20 operasyonda saç ekimi tamamlanıyor" diye konuşuyor.

Üç haftada yeni saç!

Kendisine de uygulattığı FUE'nin en önemli farkının daha hızlı sonuç vermesi olduğunu söyleyen Paeffgen, bu teknikte 3-4 haftada yeni saçların çıktığını anlatıyor. Paeffgen, ne kadar estetik yapılırsa yapılsın, saç ekiminin küçük de olsa bir iz bıraktığını belirterek, "Yeni teknikte ise ekilen saçlar aynı kendi saçlarınız gibi uzayabiliyor. Dilediğiniz saç kesimini, bakımını yapabiliyorsunuz. Operasyondan iki gün sonra saçını yıkayabiliyor, 4-5 gün içinde denize dahi girebiliyorsunuz" diyor.

Göğüs kılından saç kökü

Yeni geliştirdikleri başka bir yöntemde de vücudun başka bölümlerinden saç kökü alıp ektiklerini anlatan Paeffgen, el, ayak koltuk altı gibi bölgelerden alınan kılların başa nakledildiğini söylüyor.

Bu yöntemde vücut kıllarının limitsiz malzeme sağladığını anlatan Paeffgen şöyle devam ediyor: "Özellikle Türk erkeklerinde bu açıdan bir sıkıntı yaşamıyoruz... İlginç tarafı, örneğin göğüs kıllarından alınan materyal başa ekildiğinde kişinin saç özelliğini kazanıyor. Kıvırcıksa kıvırcık oluyor, o bölgeye uyum sağlıyor. Eğer saçı beyazsa beyaz alınıp naklediliyor. Bu teknikleri ağustosta Kanada'daki bir kongrede sunacağız. Bir başka çalışmamız da erken hücre ölümünü engelleyen yeni bir formülle geliştirdiğimiz bir teknik üzerine. Başarılı olursak ekimden hemen sonra saçlar üremeye başlayacak. Sekiz ay beklemeye gerek kalmayacak. Bu tıpkı kalp nakli gibi. Vakit kaybetmeden hemen yapılmaya başlanması gerekiyor."


Tarih: 15:52, 1/11/2008 Kategori: erkek sagligi
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

VARİKOSEL NEDİR?

Puberte sonrası erkeklerin yaklaşık % 10-20 sinde görülür. Kısırlık (infertilite) şikayeti olan erkeklerin ise yaklaşık %40 ında varikosel mevcuttur.

Sekonder infertilite şikayeti olan erkeklerde ( önceden en az bir çocuğu olan ancak şimdi kısırlık şikayeti çeken) ise bu oran % 80 lerin üzerine çıkmaktadır. Varikosel her iki testiste de görülebilir. Ancak anatomik komşulukları dolayısı ile sol testiste görülme oranı % 85, sağ testiste görülme oranı ise % 15 civarındadır. Bir taraftaki varikosel genellikle diğer testisi de etkilemektedir.

Varikosel çoğu zaman hiçbir belirti vermez. Ancak bazen aşağıdaki belirtiler görülebilir:

Testislerde ağrı
Testislerde küçülme
Testislerde dolgunluk hissi
İnfertilite (kısırlık)
Gözle görülebilen genişlemiş damarlar
Ele gelen genişlemiş damarlar

Varikoselin neden kısırlığa sebep olduğu konusunda henüz kesin bir bilgi yoktur. Ancak genişleyen damarların testislerde sebep olduğu ısı artışının sperm üretimini olumsuz etkilediği, genişleyen damarlarda biriken kanda anormal konsantrasyonlara ulaşan böbreküstü bezi ve renal ürünlerin sperm oluşumunu olumsuz etkilediği, yine bazı metabolik ürünlerin artması ve oksijenlenmenin azalmasının sperm üretimini olumsuz etkilediği gibi birtakım teoriler mevcuttur.

Bazen hastalar testislerinde gördükleri veya ayakta iken ellerine gelen genişlemiş damarlar sebebi ile doktora gelirler. Doktor tarafından yapılacak elle muayene ile genellikle tanı konur. Bazen ultrasonografi / Doppler gerekebilir. Bütün varikoselli hastalara 4 günlük cinsel perhizden sonra sperm tahlili (spermiogram) yapılıp sperm sayısı, hareketliliği ve şekilleri araştırılmalıdır.

Hastaların yaklaşık %70 inde sperm yoğunluğu ve hareketliliği azalmış, şekilleri bozulmuştur. Bu hastalarda yüksek oranda kısırlık görülür.Kısırlık şikayeti olan varikoselli erkeklerde, çok yoğun ağrı şikayeti olanlarda ve testislerinden biri diğerine göre anlamlı küçülme göstermiş varikoselli erkeklerde cerrahi tedavi önerilir. Tedaviye geçmek için varikoselin mutlaka sperm değerlerini bozmuş olması gerekir. Yani spermi normal ise tedavi edilmeyebilir.

Evli olmayan erkeklerde de varikosel bulunmuş ve sperminde bozulma başlamış ise tedavi yapılmalıdır. Eğer erkek adolesan çağda, yani henüz ergenliğe gelmemiş ise ve sperm veremiyorsa bu durumda testiste küçülme olup olmadığına bakılır. O taraf testisi %10’dan fazla volüm kaybetmiş ise yine ameliyat endikasyonu vardır.

Testislerinde ağrı olan ve muayene ile varikosel saptanan erkeklerde bu ağrının mutlaka varikoselden kaynaklanıyor olması gerekmez. Önce diğer nedenler araştırılmalı ve semptomatik tedavi yapılmalı, ondan sonra varikoselin tedavisine geçilmelidir.

VARİKOSELİN TEDAVİSİ AMELİYATTIR

Ameliyat sırasında mikroskop kullanılması önerilmektedir. Ameliyatı kasık bölgesinden yapılan küçük bir kesi ile gerçekleşir. Testisi drene eden venler bağlanır. Basit bir ameliyattır ve genellikle hastane de yatmayı gerektirmez. Varikosel ameliyatının başarı şansı değişiktir. Mikroskobik yapılan ameliyatların başarı şansı diğerlerine oranla çok daha yüksektir. Yaklaşık 30-60 dk. sürer. Bu sırada testisle ilgili diğer oluşumların zarar görmemesine özen gösterilmelidir.

Varikosel ameliyatı dikkatli yapılmaz ise hidrosel (testis çevresinde sıvı birikimi), atrofi gibi komplikasyonlar görülebilir. Ama son yıllarda, ameliyat tekniğinde elde edilen ilerlemeler sayesinde bu komplikasyonlara hemen hemen hiç rastlanılmamaktadır. Bunda cerrahın deneyimi önemlidir. Ameliyat olacak kişilerin bunu iyi bilmesi ve ameliyatı yapacak doktordan da bu konuda bilgi alması gerekir. Ameliyattan 3 ay sonra sperm üretiminde düzelme görülmeye başlar. Sperm tetkiki ameliyattan sonraki 3-6. ayda yapılmalıdır. Sperm üretimindeki düzelme ameliyat olan hastaların %50-80 inde görülür. Gebelik üzerindeki etkisi de yüzde 20-69 civarında artmaktadır. Azoospermi olgularında da varikosel ameliyatı yapılması önerilirse de, başarısının daha düşük olacağı önceden belirtilmelidir.

Tüp bebek uygulaması yapılacak erkeklerde de varikosel ameliyatı yapıldıktan sonra tüp bebeğe geçilmesi başarıyı artırabilir. Ameliyat edilen hastaların bir kısmında sperm değerleri biraz daha yükselerek mikroenjeksiyon (ICSI) yerine aşılama (IUI) uygulamasına geçilebilir, hatta doğal yolla gebe kalma şansı da elde edilebilir. Spontan gebelik sağlanamayan hastalarda sperm sayısı, motilite veya sperm morfolojisindeki iyileşme ile yardımcı üreme tekniklerinin başarısı artmaktadır.


Tarih: 15:48, 1/11/2008 Kategori: erkek sagligi
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Erkeklerde erken yaşta damar tıkanıklığı artıyor


Sigara, stres, şeker hastalığı, obezite ve hipertansiyon özellikle erkeklerde erken yaşta damarların tıkanmasına yol açtığı için kalp krizi riskini artırıyor.
 

Gelişmiş ülke vatandaşlarına göre Türk insanının 10-15 yıl daha az yaşadığını ifade eden Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Gök, yapılan araştırmalara göre, Türkiye’de ortalama yaşam süresinin 65-70, gelişmiş ülkelerde ise 83-85 yıl olduğunu söyledi.




Prof. Dr. Hasan Gök, gelişmiş ülkelere göre Türkiye’de kalp damar hastalığının 15 yıl daha erken ortaya çıktığını belirterek, şunları kaydetti:
“Kalp damar hastalıkları batı toplumunda 50 ile 60, Türkiye’de ise 30 ile 40 yaşları arasında görülüyor. Türkiye’de yaşayanlar emekli olur olmaz kalp ve damar hastalıklarıyla mücadele ediyor. Kalp hastalıkları ve damar tıkanıklıkları akşamdan sabaha gelişen bir durum değil. Temeli çocukluk yıllarında atılıyor. Bunu yaşam tarzı belirliyor. Özellikle gençlik yıllarında aşırı tüketilen fast food yiyecekler, kalp ve damar rahatsızlıkları için büyük risk oluşturuyor.”

DAMARLARI TIKAYAN ETKENLER

Gök, şeker hastalığının da kalp ve damarları olumsuz etkilediğini belirterek, Türkiye’de şeker hastalığının görülme riskinin yüzde 7 civarında olduğunu, birçok kişinin şeker hastası olduğunu bile bilmediğini söyledi.

Bir de gizli diyabetin olduğunu dile getiren Gök, “Bunun da oranı yüzde 5-6. Yani Türkiye’de her yüz kişiden 12-13’ünde şeker hastalığı görülüyor. Bu kişiler risk
altında. Bununla birlikte kalp ve damar hastalıklarını tetikleyen en büyük etken obezite. Kadınlarda yüzde 40, erkeklerde yüzde 32 civarında obezite var” dedi.
Sigaranın da damarları tıkayan önemli bir etken olduğunu vurgulayan Gök, şöyle devam etti:
“Türkiye’de yaşayan 18-20 yaşın üzerindekilerin yüzde 60’ı sigara içiyor. ABD’de doktorlarda sigara içme oranı yüzde 1’in altında iken, bizde bu oran yüzde 35 civarında. Aşırı tuz tüketimine bağlı ortaya çıkan hipertansiyon da damarları zorluyor. Sigara, stres, şeker hastalığı, obezite ve hipertansiyon özellikle erkeklerde erken yaşta damarların tıkanmasına yol açtığı için kalp krizi riskini artırıyor. 35 yaşındaki bir kişinin aşırı sigara tüketimi ve stres yüzünden damarlarının tıkanması çok üzücü.”

ERKEKLER KADINLARDAN 8 KAT FAZLA YAKALANIYOR

Kadınların menopoza kadar bu konuda ciddi bir sorun yaşamadığını belirten Gök, “50 yaşın altında erkeklerde kalp ve damar hastalıklarına yakalanma oranı kadınlara göre 8 kat fazla. Bunda erkeklerin stresli iş ortamında bulunmaları da büyük etken. Olaylara, yaşananlara biraz daha esnek ve hoşgörülü yaklaşmak gerekiyor. Stresi ortadan kaldırmak aslında çok da zor değil” dedi.

Bu konuda yöneticilerin biraz daha duyarlı olmaları gerektiğini vurgulayan Gök, “Belediyelere de görevler düşüyor. Yürüyüş ve egzersiz için yerlerin yapılması gerekiyor. Yaşam tarzındaki bazı değişikliklerle kalp ve damar hastalığı riski azaltılabilir” diye konuştu.


Tarih: 15:35, 1/11/2008 Kategori: erkek sagligi
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı
<- Son Sayfa Sonraki Sayfa ->



BLOG DESİNG BY SGM